🌑 Sıyırtma Kurşun Ile Hangi Balıklar Avlanır

1InMA. Kıyıdan Mırmır Avı ve Avlanma Teknikleri Herkese sitelerde, mırmır avı hakkında,farklı farklı teknikler ve yemler kullanıldığını okurken de,kendi uyguladığım teknikler ve kullandığım yemlerde benzerlikler veya değişiklikler olduğunu gördüm. Sizlerinde bildiğiniz üzere bilgi paylaştıkça bu konuyu açarak sizlere,mırmır avında kullandığım teknikleri ve yemleri anlatmak istiyorum... Mırmır yakalayacaksak öncelikle merayı iyi seçmemiz veya kayalı yerlerde mırmır yakalamak oldukça yakalasak bile yosuna veya kaya altlarına girerek birşekilde kumluk meralarda avlanır. Merayı bulduktan sonra,olta seçimimizi yapmamız mırmır avında 2 tür takım kullanıyorum. dip takımı 2-3 köstekli dip takımı Kurşun arkasına 40-50 cm misina ve iğne Klasik dip takımını hepimiz veya 3 köstekli dip yemleyip atıyoruz ve balığın vurmasını bekliyoruz. Klasik dip oltasını hazırlarken ben; misina köstek 20-25 cm uzunluğunda iğneler balığın boyuna göre 5-4-3 no ise meradaki akıntıya veya atmak istediğiniz mesafeye göre size kalmış. Ancak ben klasik dip takımını pek tercih balığın yemi bulması tamamen şansa yemi görecek yiyecek bende yakalıcam... Ben mırmır avında sıyırtma yöntemini hazırlanışı çok adet kurşun ben fırdöndülü kurşun kullanıyorum40-50 cm misina ve bir tek fırdöndüsünü klipse takıyorum ve yine 40-50 cmlik misinanın ucunada iğneyi bağlayıp misinaya bi kopça yapıp bunuda oltamın klipsine geçiriyorum, bukadar basit... Sıyırtma yöntemiyle, balığın yemi bulmasını beklemeyip biz balığı buluyuruz...Oltayı atabildiğimiz kadar uzağa atoyruz ve dipteki kumu hissedeb,lecek kadar yavaş bir şekilde oltayı geriyoruz ve boşluğunu alıyoruz,tekrar tekrar bu hareketi taki balık oltaya atlayana kadar devam ediyoruz...çok uzun sürmeyecek garanti veriyorumMırmır sürü gezen bir balık türü olduğu için yemi gördüğü zaman,diğerlerinden önce yemi kapabilmek için hiç düşünmeden yeme atlıyor ve ilk vuruşta mutlaka ilk vuruşta balığı kaçırdıysanızteke kullanıyor iseniz hiç beklemeden oltayı sarıp yemi yenilemeniz kurt kullanıyor isek sıyırtmaya devam edebilirsiniz zaten çok kısa bir süre içinde tekrar atlayacaktır... Meramızı bulduk,kullanacağımız takımı da sıra geldi hangi yemi kullanacağımıza...Mırmır avında çok çeşitli yemler kurdu,boru kurdu,silünez,teke,vs... Bu yemlerden en çok verim aldığım kaya kurdu ve teke kurdunu genelde klasik dip takımında olmadığı zaman da yine teke kullandım. Sıyırtmada ise sadece teke kullanırım... Oltaya teke takacak isek,tekeyi nasıl taktığımızın da önemi tekeyi kuyruğunu koparıp iğneyi koparttığım yerden sokarak tekenin alt kısmından çıkacak şekilde takıyorum... Bu şekilde takılan teke,iğnede düz ve canlı gibi duruyor,ve sizinde bildiğiniz üzere balık tekeye kafadan daldığı için direk iğneye hamle yapmış oluyor ve buda bizlere büyük bir avantaj sağlıyor...tekeyi bu şekilde sıyırtmaya taktığımızda olay daha bi sürekli çektiğimiz için teke geriye doğru sürekli kaçıyormuş gibi hareket ediyor ve bunu gören mırmırda tekeyi kafadan yakalıyor tabiki bizde onu Mırmır avında kullandığım teknikleri sizlerle paylaşmanın mutluluğunu duyuyorum ve sizlerden de kullandığınız teknikleri paylaşmanızı rastgele... " Kaybetmekten korkma! Bir şeyi kazanmak için, bazı şeyleri kaybetmelisin ve unutma; kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin " Balık Avı Teknikleri, Mırmır Balığı Avı Teknikleri Mırmır Avı Teknikleri Mercan balıklarının en çok bilinen türleri arasında yer alan mırmır balığı, Sparidae familyasına ait bir balık türüdür. Genellikle mırmır olarak bilinsede, diğer isimi çizgili mercandır. Diğer mercan türlerine göre vücudu daha uzun yapıdadır. Genellikle akdeniz, ege ve marmara bölgesinde bulunmaktadır. Ilıman ve kumluk sahillerin derin kısımlarında yaşayan mırmır, dip balığı olarak da bilinmektedir. Kış aylarını daha derin sularda geçirirken, yaz aylarını ise yumurtlama dönemleri için kıyıya daha yakın dip bölgelerde veya kayalık alanlarda geçirdiği görülmektedir. Vücudu iri pullarda kaplı olan mırmır, yanlardan basık, kafası ve gözleri oldukça iridir. Sırtı daha koyu tonlardayken karnına doğru gümüş rengi tonlarını barındırmaktadır. Sırtından karnına inen koyu çizgiler sayesinde kolayca tanınabilmektedir. Genellikle gruplar halinde yaşamaktadırlar. Eti oldukça lezzetli ve ekonomik değere sahiptir. Üreme dönemleri haziran ayından başlayarak ağustos ayı sonuna kadar uzanmaktadır. En lezzetli olduğu dönemler ise kişilere göre değişiklik göstermektedir. Kimi mırmır severler yumurtlama dönemlerini tercih ederken, kimileri ise daha çok kış dönemlerinde lezzetli olduğunu söylemektedir. Ülkemizde maksimum uzunluğu 30-35 cm boyutlarında olanlara rastlanabilmekteyken, Batı akdeniz ve doğu atlantik bölgelerinde 60 cm'e kadar ulaştığı görülmektedir. Ortalama uzunluğu ise 15 ile 20 cm arasında değişkenlik gösterebilmektedir. Genellikle ortalama ağırlıkları 200 ile 600 gr arasında değişkenlik göstermektedir. Mırmır Avı Teknikleri Genellikle tekne ile mırmır avında çoğu bölgede verim alınırken, kıyı avcılığında ise belli zaman aralıklarında avlanabilmektedir. Mırmır kış aylarını derinlerde geçirdiği için ancak yaz aylarında kıyı bölgelere yumurta bırakmak için yanaşmaktadır. Kıyı avcılığı ise genellikle bu aylarda yapılabilmektedir. Tekne ile avlanırken günün her saati verimli olmaktadır, ancak kıyıdan avlanacaksanız genellikle akşam saatlerini akşam suyu tercih etmenizde yarar vardır. Özellikle avlak yerinde sessiz ve sabırlı olmanız gerektiğini ve mırmırın sürü halinde dolaştığını unutmamalısınız. Mırmır yakaladığınızda, zaman kaybetmeden tekrar oltanızı hızlıca suya salarak sürüdeki diğer mırmırlardan yararlanabilirsiniz. Yem seçimi olarak, kaya kurdu, mamun, sülünez, boru kurdu, madya, karides veya teke tercih edebilirsiniz. Bazı bölgelerde tavuk etide tercih edilebilmektedir. Yem seçimi hava durumuyla ve bulunduğunuz yer ile bağlantılı olarak değişebilmektedir. Bu nedenle yanınızda bir kaç çeşit yem bulundurmanız avınızın daha verimli geçmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda yemlerinizi canlı tutmak, avınızı daha kolay cezbetmesine neden olacaktır. Hangi yemi tercih ederseniz edin, yeminizi taktığınızda yemin suyun dibine kadar indirerek suya yatırdığınız emin olmanız oldukça önemlidir. Bu görüntü ile doğal beslenme alanı oluşturabilirsiniz. Mırmırın genellikle yemini dip bölgelerde arayarak beslendiğini unutmayınız. Kıyıdan avlandığınızda, hırsızlı takımları veya klasik olta takımlarını tercih edebilirsiniz. Ancak tekneden avlanacaksanız zokalı takımları tercih etmeniz önerilmektedir. Gergin misinaları mırmır oldukça çabuk farketmektedir. Bu nedenle misinanızı gergin bırakmamaya veya gezer kurşun kullanarak böyle sorunlarla karşılaşmamaya dikkat edebilirsiniz. Gezer kurşunlu takımı, 2 veya 2,5 metre bedenin ucuna 2 adet 30-35 cm kösteğe hırsızlı iğne bağlayarak, diğer ucunu ise klipse bağlayarak ve gezer kurşunu da klipsten önce bedene takarak takımı hazırlayabilirsiniz. Sıyırtma yöntemi; Kullanılan diğer bir yöntem ise sıyırtma yöntemidir. Fırdöndülü kurşun kullanmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Kurşunun fırdöndüsünü klipse takıp, 40-50 cmlik misinanın ucunada iğneyi bağlayıp tek iğne, misinaya bir kopça yapılır. Son olarak yapılan kopça oltanın klipsine geçirilerek, yemide takmış olduğunuz olta uzağa atılır ve dibe kadar inmesi beklenir. Dibe indiğini hissettiğinizde yavaş yavaş olta gerilerek aradaki boşluk alınır. Bu işlem tekrarlanarak at-çek yapılarak sıyırtmaya devam ettirilir. Mırmır Nasıl Temizlenir Mırmır oldukça pullu bir balıktır. Bu nedenle ilk pullarını temizlemeniz gerekmektedir. Büyük bir bıçağı, kesme tahtasına yatırdığınız balığının üstünde pullarının tersine doğru sürterek pullarını temizleyebilirsiniz. Daha sonra boynundan başlayarak karnına doğru çapraz şekilde kesilerek, iç organları temizlenir. Ardından balığı bol su ile yıkayıp pullarından ve iç organlarından arındırınız. Her balıkta olduğu gibi kan pıhtısı kalmamasına dikkat ediniz. Buğulama yapacaksanız, fileto haline getirmek için kafasını, derisini ve kemiklerini temizleyiniz. Tüketilme Şekilleri Lezzetli bir balık türü olan mırmırın; tava, ızgara, buğlama ve fırında pişirilerek tüketildiği bilinmektedir. Mırmır yavaş yavaş pişirildiğinde oldukça lezzetli olduğundan fırında, birazcık sızma zeytinyağı ile tatlandırılarak pişirilmesi oldukça yaygındır. Boyutuna göre pişirilme şekilleri farklılıklar göstermektedir. Daha büyük boyutlara sahip mırmırlar ızgarada pişirilmektedir. Tavada yapılıcaksa en lezzetli yöntem ise, mırmırın marine edilmiş şeklidir. Temizlenmiş ve fileto haline getirilmiş mırmırları bir kap içerisine koyup üzerine tereyağ, karabiber ve bir diş sarımsak ile yaklaşık bir saat bekleterek marine edebilirsiniz. Bu süre sonunda mırmırları mısır ununa bulayarak, tavada ısıttığınız zeytinyağına bırakıp, kızartarak tüketebilirsiniz. Buğulamasında ise balık suyu kullanırsanız daha lezzetli olduğunu göreceksiniz. Silivri’de Hangi Mevsimde Hangi Balık Tutulur yazısı için tıklayınız. Herkese sitelerde, mırmır avı hakkında,farklı farklı teknikler ve yemler kullanıldığını okurken de,kendi uyguladığım teknikler ve kullandığım yemlerde benzerlikler veya değişiklikler olduğunu gördüm. Sizlerinde bildiğiniz üzere bilgi paylaştıkça bu konuyu açarak sizlere,mırmır avında kullandığım teknikleri ve yemleri anlatmak istiyorum... Mırmır yakalayacaksak öncelikle merayı iyi seçmemiz veya kayalı yerlerde mırmır yakalamak oldukça yakalasak bile yosuna veya kaya altlarına girerek birşekilde kumluk meralarda avlanır. Merayı bulduktan sonra,olta seçimimizi yapmamız mırmır avında 2 tür takım kullanıyorum. dip takımı 2-3 köstekli dip takımı Kurşun arkasına 40-50 cm misina ve iğne Klasik dip takımını hepimiz veya 3 köstekli dip yemleyip atıyoruz ve balığın vurmasını bekliyoruz. Klasik dip oltasını hazırlarken ben; misina köstek 20-25 cm uzunluğunda iğneler balığın boyuna göre 5-4-3 no ise meradaki akıntıya veya atmak istediğiniz mesafeye göre size kalmış. Ancak ben klasik dip takımını pek tercih balığın yemi bulması tamamen şansa yemi görecek yiyecek bende yakalıcam... Ben mırmır avında sıyırtma yöntemini hazırlanışı çok adet kurşun ben fırdöndülü kurşun kullanıyorum40-50 cm misina ve bir tek fırdöndüsünü klipse takıyorum ve yine 40-50 cmlik misinanın ucunada iğneyi bağlayıp misinaya bi kopça yapıp bunuda oltamın klipsine geçiriyorum, bukadar basit... Sıyırtma yöntemiyle, balığın yemi bulmasını beklemeyip biz balığı buluyuruz...Oltayı atabildiğimiz kadar uzağa atoyruz ve dipteki kumu hissedeb,lecek kadar yavaş bir şekilde oltayı geriyoruz ve boşluğunu alıyoruz,tekrar tekrar bu hareketi taki balık oltaya atlayana kadar devam ediyoruz...çok uzun sürmeyecek garanti veriyorumMırmır sürü gezen bir balık türü olduğu için yemi gördüğü zaman,diğerlerinden önce yemi kapabilmek için hiç düşünmeden yeme atlıyor ve ilk vuruşta mutlaka ilk vuruşta balığı kaçırdıysanızteke kullanıyor iseniz hiç beklemeden oltayı sarıp yemi yenilemeniz kurt kullanıyor isek sıyırtmaya devam edebilirsiniz zaten çok kısa bir süre içinde tekrar atlayacaktır... Meramızı bulduk,kullanacağımız takımı da sıra geldi hangi yemi kullanacağımıza...Mırmır avında çok çeşitli yemler kurdu,boru kurdu,silünez,teke,vs... Bu yemlerden en çok verim aldığım kaya kurdu ve teke kurdunu genelde klasik dip takımında olmadığı zaman da yine teke kullandım. Sıyırtmada ise sadece teke kullanırım... Oltaya teke takacak isek,tekeyi nasıl taktığımızın da önemi tekeyi kuyruğunu koparıp iğneyi koparttığım yerden sokarak tekenin alt kısmından çıkacak şekilde takıyorum... Bu şekilde takılan teke,iğnede düz ve canlı gibi duruyor,ve sizinde bildiğiniz üzere balık tekeye kafadan daldığı için direk iğneye hamle yapmış oluyor ve buda bizlere büyük bir avantaj sağlıyor... tekeyi bu şekilde sıyırtmaya taktığımızda olay daha bi sürekli çektiğimiz için teke geriye doğru sürekli kaçıyormuş gibi hareket ediyor ve bunu gören mırmırda tekeyi kafadan yakalıyor tabiki bizde onu Mırmır avında kullandığım teknikleri sizlerle paylaşmanın mutluluğunu duyuyorum ve sizlerden de kullandığınız teknikleri paylaşmanızı rastgele... Selamlar sevgili hoidaşlar ve hobidaş olacaklar Olta balıkçılığına başlamaya karar vermiş ama nereden başlayacağını bilemeyen arkadaşlarımız için hazırladığımız bu yazımızda; hangi disipline başlayacağı, spin mi lrf mi yoksa yemli avmı yapmanın kendine uygun olacağı, hangisinden daha çok keyif alacağı konusunda yardımcı olacak tüyolar var. Genelde herhangi bir yerinden olta balıkçılığına başlayıp daha sonra diğer displinleri de yapar hale geliyoruz. Çunkü o kadar keyifli bir hobi hatta spor ki yılın her zamanında balık tutmak istediğimizden zamanla tüm ekipmanlara shaip olup hem spinci hem lrf ci hemde yeri geldiğinde surf castingçi oluyoruz. Muhtemelene sizinde başınıza gelecek olan bu ama doğru yerden başlamazsanız tam tersine balıkçılık eziyete dönüp sizi soğutabilirde, çok düşük bir ihtimal olsa bile bu ihtimal var. Bu sebeple bu balıkçılık işine neresinden başlayacağınıza karar vermek için bu yazımızı dikkatlice okumaya devam edin. Şimdi; seçeceğiniz balıkçılık disiplinine karar veremek için kendinize sormanız gereken başlıca sorular var. O soruları sıralayalım ve vereceğiniz muhtemel cevaplara göre yakın olduğunuz disipline karar vermeye başlayabilirsiniz. - Deniz kıyısına yada balık avlayabileceğiniz bir tatlı suya, göle, baraj vs. ne olursa, ne kadar yakın oturuyorsunuz? -Gezmeyi yürüyerek sürekli farklı noktalarda olmayı mı tercih edersiniz yoksa "yok ben sandalyemi açıp oturayım, açık havada çayımı demleyip takılayım" tarzı bir kişimisiniz? - Canlı yemler kullanabilirmisiniz, yoksa size elinizi bulaştırmayacak sahte yemler daha mı mantıklı? -Suyun kenarına indiğinizde ne kadar vakit ayıracaksınız ve ne sıklıkla bunu yapacaksınız? Yani zamanla aranız nasıl "ben balık tutmak istiyorum ama öyle yayılıp keyif yapıp hem balık tutup hem güzel havanın, deniz atmosferinin tadını çıkarırım mı" diyorsunuz yoksa "yok benim o kadar vaktim olmaz, geçerken bir fırsat yakaladım mı 2 olta atayım balığımı alayım bana yeter, sonra işime gücüme bakarım" mı dersiniz. aslında bunlar en temel sorular; yüzyüze gelsek ve bana sorsanız " ben hangi tür balıkçılık yapayım" diye başka sorular ve cevaplar olacaktır mutlaka ama siz kendi başınıza karar verirken bu en temel sorulara cevap vermelisiniz. vereceğiniz cevaplar ile bu yazdıklarımın devamında topluca açıklayacağım cevaplara göre ne tür bir set alarak balıkçılığa başlayacağınıza karar vermiş olacaksınız. Ki zaten shore jig yada tekne balıkçılığına direk başlamak yerine spin, lrf yada surf dediğimiz yemli avcılığa başlayacağınızda birazdan bu 3 disiplini kısaca anlatacağız, anlatırken de içinde kendi cevaplarınızı da bulacaksınız. Hatta spin lrf surf diyip duruyoruz, yemli av bu tabirleri hiç bilmeyenler içinde açıklayalım kısaca sonra başka yazımızda detaylıca gireriz bu konulara. cunkü her biri başı başına bir yazı konusu olur. *Surf Casting yada Yemli Balık Avı teleskopik yada parçalı kamışlarla genelde istavrit ve çinekop lüfer, levrek, karagöz, eşkina, çupra, mırmır ve hatta kefal için yemler kullanarak örneğin istavrit yada hedef balığa göre sülünez boru kurdu ve hatta meraya göre ekmek vs. yaptığımız avcılık türüdür. Yemli avcılıkta hazırladığımız yemli takımın iğnelerine yemleri takar atabildiğimiz kadar uzağa atarız ve tripod dediğimiz kamış tutucuların üzerine bırakır ve balığın oltaya vurmasını bekleriz. Bu sırada olta başında oturduğumuzdan muhabbet çay kahve yeme içme aynen devam edilebilir tabi gözümüz oltanın ucunda olacak şekilde. En basit haliyle surfcating yani yemli avcılık budur. Tabi istanbulda çapari ile aynı surf kamışlarla canlı yem olmadan istavrit yada kaşık ve maket atarak çinekop lüfer de tutuluyor ayrıca anlatırız. *Spin Balıkçılığı Genelde 2 mt ile 3 met arası ama en genel kabul gören boyu ve civarı olan 2 parçalı kamışlarla yapılan, yem olarak maket balık, silikon yem veya metal kaşık ve jig yem kullanılan balıkçılık türüdür. Kamışınıza uygun bir spin makine ile ve yine uygun bir ip ile kombin edilir. İğne vs kullanmanıza gerek yoktur spin balıkçılığında çunkü ipin ucuna taktığınız maket balıklarda yada kaşıklarda yada silikonlarda zaten vardır bu iğneler. Şimdi bu anlatımla işi bilenler sıkılıyordur ama dediğim gibi bu yazı yeni başlayanlara okumasın işi bilenler sıkmasınlar kendilerini Spin balıkçılığında öyle atıp beklemek yok, sürekli bir atçek durumu sözkonusu, zaten bu sebepten spin balıkçılığına atçek balıkçılığıda deniyor. Suyun kenarında sahte yeminizi spin kamışınızla suya atıyorsunuz, makineyle geri sararak yüzdürüyorsunuz ve sudaki hedef balığı kandırıp yakalıyorsunuz. Yemli avdaki gibi atıp beklemek yok, balığı yakalayana kadar sürekli atıp çekiyoruz böylece balığı yakalama şansımızı arttırıyoruz. Ayrıca spin balıkçılığında eğer merada bulunduğunuz noktada balığı bulamadıysanız başlayın yürümeye sağa sola yer değiştirin, levrek varsa gelir , yada sezon itibariyle lüfer kovalıyorsanız merayı değiştirin ilk merada balık yoksa. Pratiktir spin; elinizde kamış makine ve tabi hafif malzemeler bunlar, sırtınızda çanta hemen mobil hale geçip başka yerlere gidebilirsiniz. Yemli av gibi yayılıp tek ek kamışları toplayıp masaları toplayıp zaman kaybetmenize gerek yok. Zamansal açıdan da bir fark var gördüğünüz gibi surf ile spin arasında. Ve tabi bir de ağırlık farkı da var. bir surf seti kamış makine vs. 1 kg civarındadır boyu itibariyle, spin setler ise yarı yarıya fark edecektir, dolayısıyla pratikliği seçenler spinden yana kullanabilir tercihlerini. *LRF Balıkçılığı Light Rock Fishing işte benim favorim neden mi en hafif ve en mobil olduğu için, ve ayrıca en hızlı şekilde hazırlanıp toplanabildiği için. Ve sürekli dolaşarak yapıldığı için. "Hafif kaya balıkçılığı" kelimelerinin ingilizcesinin baş harfleri LRF. spin gibi 2 parçalı kamışlarla yapılıyor ama boylar 2 mt civarı vs. makinelerde küçücük çunkü LRF ile sürekli mobiliz ve kamışlar çok hassas. LRF nin en büyük zevki istavrit bile lüfer tadında çekiliyor sudan şimdi bu kadar ballandıra ballandıra anlattığım için herkes buna yönelecek belki ama yukarıdaki sorulara iyi cevaplar verin. LRF balıkçılığında da yine küçük silikonlar maketler kullanılıyor ama hepsi küçük. Spin gibi yani buda bir atçek balıkçılığı ama spinden daha hafif malemelerle yapılıyor. Spinde 20 gr maket kullanıyoruz mesela yada 14 gr silikon atıyorum rakamlara rastgele lrf de 4 gr maket 1 gr silikon, yada 1,5 gr ağırlıklı iğne jighead üstne 1 gr lık silikon. evet bu kadar hafif malzemelerle yapılıyor LRF. LRF avcılığpında bir sahil boyunca 10 km yürüdüğüm olmuştur. yürümeyi ve sürekli hareket etmeyi seviyorsanız kesinlikle LRF ye bulaşın derim. Hem birde LRF nin avantajı her türlü balığı yakalamnıza olanak tanır. Mesela SPin ile karagöz yakalanmaz genelde istisnalar haric cunki karagöz yemli avcılıktır ama lrf karagöz yakalar uygun yemle silikonla. Yada spinle istavrit pek tutulmas LRf ile tutulur. Şimdi böyle söyleyince SPinden ukalşamyın sakın, spinin de olayı bam başka, bir furya başlar spinle lüfer yada büyük levrek kendinizi şaşırırsınız unutmayın bu yazının amacı yeni başlayanlara nerden başlayacaklarına yardımcı olmak. Bir sürü video bir sürü yazı vardır bu disiplinler hakkında ama ben bunlar derleyip yani başlayacaklara nerden ve nasıl başlayacakları hakkında yardımcı olmaya çalıştım. Umarım bir nebze yardımcı olabilmişimdir. Sorularınızı her zaman iletebilirsiniz iletişim bilgilerimiz sayfanın birçok yerinde var. Kalın sağlıcaklar TANIYALIM Kurnaz, ürkek, yakalandığında mücadeleci olan levrek, avının zorluğu, az yakalanması ve çok lezzetli eti ile amatörler arasında aranan, yakalayana prestij kazandıran bir balıktır. Moronidae familyasından olup Doğu Atlantik kıyılarında Norveç'ten Kuzey Afrika kıyılarına kadar, bu arada Akdeniz Marmara ve Karadeniz'de de bulunur. Yabancı kaynaklarda sea bass ABD, European seabass İng, perchia İtl, gemeiner seebarsch Alm, bar Fra, levreki Yun gibi isimlerle tanınır. Yurdumuzda Levrek olarak bilinir, 40 cm., den küçüklerine ispendek denir. Vücudu füze şeklinde, ancak yanlardan hafifçe basıktır, Kafası cüssesine göre normal büyüklüktedir, gözleri irice sayılabilir, parlaktır. Vücudu iri pullarla kaplıdır. Sırtı kurşuni, yanlara doğru mat beyaz renkte, olup karnı gümüşi beyazdır. Genç balıkların sırt taraflarında koyu benekler olabilir. Tüm yüzgeçleri gayet iyi gelişmiştir, kuyruk yüzgeci mükemel olup balığa üstün bir manevra yeteneği ve hız kazandırır. Sırt yüzgeci iki parçalı olup serttir ancak ele batıp yaralamaz. Solungaç kapaklarının uçları oldukça keskindir bazen oltanın bedenini bu şekilde keser, ele alırken dikkat etmezseniz eliniz de kesilebilir. Yine solungaç kapaklarının uçlarında sert dikenler vardır, şeffaf olan bu dikenler kolayca ferk edilmez ve dikkat edilmez ise ele batıp can yakabilir. Ağzı büyüktür, kadife dişleri çenesine hilal düzeninde yerleşmiştir; ayrıca damağında, dilinin üzerinde ve yanlarında da tutucu sahte dişler bulunur. Bu dişler kesici olmadığından levrek olta ipini dişleri ile kesemez. Yüzme kesesi vardır. 1 metre boyu 14 - 15 kilo ağırılığa erişebilir, bilimsel kaynaklarda maksimum 15 yaşında bir balık rapor edilmektedir. Yerli balıklardandır yine de bazı sürülerin yaz aylarında Akdeniz'den Marmara'ya; Marmara'dan da Karadeniz'e çıkış yaptığı bilinmektedir, dönüş sonbaharda olur. Ocak, Mart ayları arasında 500,000 ile 2,000,000 milyon yumurta dökerler. Yumurta dökümü, kıyılara yakın yerlerde dişili erkekli sürüler halinde yapılır. Su sıcaklığının 8,5 dereceden az 15 dereceden yüksek olduğu yerler üremelerine uygun yerler değildir. Yumurtalar ortam sıcaklığına bağlı olarak 4 veya 9 gün içinde açılır. Yumurtadan çıkan yavrular ilk dört beş ay içinde açıklardan kıyılara ve daha sonra derelere, nehirlere girerek hem korunur hem de beslenirler. Levrek 4 - 5 yaşına kadar tatlı sularda yaşamını sürdürüp daha sonra denize açılır. Büyümeleri yavaştır, Ticari olarak yapılan üretimlerinde Karadeniz'de levreğin 250 gramlık ticari ağırlığa erişmesi için iyi bir bakım ve besleme ile 24 - 26 ay gerektiği tespit edilmiştir. Küçük balıklar sürüler halinde gezerek yemlenirler, büyüdükçe yalnız gezip yemlenmeyi tercih ederler. Levrek tür olarak tehlike altındaki türlerden sayılmamaktadır. Bu tabii şimdilik Avrupa sahilleri açısından böyle. Ancak ülkemiz sularında aşırı kirlenme, bilinçsiz yerleşim nedeni ile gürültü ve tabii canice avlanmalar nedeni ile aynı şeyi söylemek o kadar kolay değil. Eskiden İstanbul boğazı, Galata ve Unkapanı köprülerinin ayakları, Haliç, Sarayburnun'dan Tekirdağ'a kadar olan sahil şeridinde özellikle dere ağızlarında, yine Marmara'nın Güney sahillerinde bolca bulunurken Kuzey sahili nerede ise tükenmiş; İstanbul boğazı, köprüler civarında kalmamıştır, Haliç'in durumu da malum. Sığ sularda ve gençken sürüler halinde yaşayan levreğin soyunu dinamitle avcılık da gerçekten çok kötü etkilemiştir. Bu konuda bir anı aktarmak istiyorum, Güney Marmara sahillerinde zeytinciliği ile ünlü şirin bir yörede, dinamitle avcılık pek yaygındı, yine bir dinamit avı sırasında dinamit atıldıktan sonra biri suya girip balıkları toplarken kıyıda yüksekçe bir yerde duran ikinci dinamitçi koya yeni giren bir ispendek sürüsünü görünce dayanamıyor ve arkadaşı suda iken ikinci dinamiti ateşleyip atıyor. Bir anda dinamiti havada gören sudaki dinamitçinin "atma, atma. derken dili tutuluyor ve tanıdığım kadarı ile de hayatının tüm geri kalanında kekeme olarak kalıyor. Dinamit çıplak olduğundan ufak bir şoktan başka zarar vermiyor, ancak arkadaşının üstüne dinamit atacak kadar hırsla doğaya saldıranlara ne demeli bilemiyorum. O koyda hala, az da olsa levrek çıkıyor. Üremesi yüksek adetlerde görünse de yavaş büyümesi nedeni ile levrek ne yazık ki gitgide azalmaktadır. Son yıllarda levreğin ticari olarak yetiştirilip satılması bilinen tüm zararlarının yanında önceden tahmin edilemeyen bir tehlike daha getirmiştir. Yetiştiriciler dere ağızlarında yavru balık yakalayıp getiren balıkçılarla anlaşarak yavruları satın almaktadır. "Yavrucu" adı verilen balıkçılar da dere ağızlarında, derelerde yavru levrekleri damaksız iğnelerle yakalayarak ticari kuruluşlara satmaktadır. Bu hem doğal ortamın talan edilmesine yol açmakta, hem de yakalanan yavrular sevk edilirken yarısı ölmektedir. Hatta bu arada yılan balığı, karagöz, çipura gibi balıkların yavruları da oltada çıkmakta onlar da aynı akibete uğramaktadır. Ne yazık ki bu yöntem Türkiyemizde yasal sayılmakta "yavrucular" bu iş için lisans alabilmektedir. Yani levreğin ve diğer bazı balıkların doğal üreme ve büyüme alanı yasal olarak talan edilebilmektedir. İzini veren de, koruma görevini üstlenen aynı bakanlıktır. Anlayabilene aşk BULUNURLevrek tam bir kıyı balığıdır. Bununla birlikte kışları havaların soğuması ile daha derin sulara çekllir. Çok ürkektir, bu nedenle sessiz, sakin, sığ koyları tercih eder. İskele ayakları arasında ispendek sürüleri sıkça gezinirler. Akarsuların denize döküldüğü yerlerdeki bulanık sularda daha çok bulunur ve yemlenir. Bu arada acı sulara hatta derelere de girer. Sığlıklarda gezindiğinden yüksekçe bir yerden görüntü vermeden gözleme yapılırsa balık görülebilir. Levrek bazen dibe ani bir hareketle yanlamasına sürtünerek su dışından görülebilecek parıltı yapar; bu şekilde de yerini belli edebilir. Bunu neden yaptığı tam olarak bilinmemektedir. Çervede kuma saklanmış kabukluları ürkütmek için yapabileceği gibi üzerindeki parazitlerden kurtulmak için de yapabilir. Bazen bu şekilde kendini kısa süreyle kuma gömdüğü, saklı olarak 30 - 60 saniye kaldıktan sonra süratle kaybolduğu da gözlenmiştir. Bu davranışı büyük bir ihtimal çevredeki daha iri bir yırtıcıdan korunma amaçlıdır veya gözlemciyi fark etmiş de olabilir. Bu gözlemlerle yer tespiti dışında levrek İstanbul boğazının Marmara'ya açıldığı kısımlarda Sarayburnundan Kumkapı'ya doğru olan alanda özellikle batıklar civarında, Marmara Ereğlisinde, Kuzey Ege'de ve Güney Marmara'da Mudanya sahillerinde de yakalanmaktadır. Levrek günün her saatinde bol av vermez. Uzun olta veya dip sürütmesinde gün boyu avlanmak mümkünse de en verimli saatler sabah gündoğumundan güneş çıkana kadar, akşamları da güneş battıktan sonraki saatlerdir. Geceleri de sandaldan zokalı takımla veya uzun olta ile avlamak doğal ve yapay yemlerle avlanabilmektedir. Yapay yemlerle avcılığı uzun oltada canlı veya bütün yem sürütmek yerine yapay yem takılması ile yapıldığından ayrıca değinilmeden uzun olta bahsinde anlatılmıştır. Levrek daha çok küçük kabuklular ve küçük balıklar ile beslenir, ancak bu arada tatlı su ağızlarında bulunabilen diğer su canlılarını hatta fareleri yediği de bilinmektedir. Karides, teke, çağanoz, mürekkep balığı, mamun ilarya, gelincik, kaya balıkları, dil, pisi balıkları, ispari, karagöz ve yılan balığı yavruları en sevdiği yemler arasındadır. Ayrıca özellikle dip takımlarında sardalya, hamsi, uskumru, kolyaz, istavrit gibi akyem olacak balıkların yaprak yem olarak kullanılması da mümkündür. Levrek taze olmayan rengi değişmiş yeme pek vurmaz ölü bütün veya kesilmiş olarak kullanılacak yem mutlaka çok taze olmalıdır. a. Savurma Dip TakımıLevreğin kıyı balığı olması özellikle havaların ısınmasını takiben sığlıklarda dolaşması savurma takımı ile avlanmasını sağlar. Tüm savurma dip takımlarında olduğu gibi, levrek de için ava başlamadan önce yemleme yapmakta yarar vardır. Yemleme konusuna Yemler ve Yemleme sayfasında değinilmiştir, yine de kısaca bahsedecek olursak. Yem yapılacak balıklardan özellikle yağlı olanları hamsi, sardalya gibi ezilerek kum ve bir miktar toprak ile karıştırılarak avuç içine sığacak boyda toplar yapılır. Bu toplara eğer bulunabilirse levrek balığının ilgisini çekecek özel kokulandırıcılar da katılabilir, bu kokulandırıcılar ticari olarak bulunabilir. Hazırlanan topların 10 kadarı avlanılacak alana atılır. Sessizce, görüntü vermeden beklenirse bir saat içinde balıkların toplandıkları gözlenebilir. Özel kokulandırıcılar kullanılırsa süre daha da kısalabilir. Bundan önce yemlenen takımın av sahasına atılması gerekmektedir. Yukarıdaki gibi hazırlanan takımda normalde ağırlık yoktur. Yem ağırlık görevini de görecektir. Ama bazı kıyı şartlarında balık ağırlıksız takımın atış mesafesine kadar yanaşmaz bu durumda takıma, fırdöndünün hemen üzerine bir çalışır kurşun ilave etmek gerekilir. Çalışır kurşunun ağırlığı atış yapılacak mesafeye göre 40 - 80 gr., civarında olabilir. Olta ipinin çalışır kurşun içinde rahatça çalışabilmesi önemlidir. Aşağıda anlatıladığı gibi bu takımda daha çok ölü veya kesilmiş yem kullanılacağından yemi bulan levrek kapıp, açığa çekilip rahatça yemek eğilimindedir; bu arada yemi daha yutmadan bir direnç hissedecek olursa derhal iğneyi atar. Savurma takımlarda atış sırasında hırpalanıp çabucak öleceğinden canlı yem kullanılmaz. Bu takımın yemi genelde taze olmak kaydı ile uskumru, kolyoz gibi balıklardan alınacak fileto, garos, bütün ölü kaya balığı, gelincik balığı, yılan balığı, pisi, dil gibi balıkların yavruları; ilarya, gümüş, hamsi gibi balıklardır. Bu yemlerin takılışı Yemler ve Yemleme sayfasında genişce anlatılmıştır. Hazırlanıp yemlenen olta yemlenerek balıkların toplanacağı yere atılır. Takımın dibe inmesi beklendikten sonra hafifçe çekilerek atış esnasında yemi iğneden önde giden ve normalde bu şekilde dibe inin iskandilin geriye çekilerek takımın düzeltilmesi sağlanır. Daha sonra takım işaretlenir ve sessizce beklemeye başlanır. İşaretleme önemlidir; el oltası kullanılıyorsa yerde kalan olta ipine hafifçe bir taş veye çubuk iliştirilir balığın yemi ağızlayıp götürmesi durumunda hareket eden işaret amatörü uyarır. Makinalı takım kullanılıyorsa bu durumda kamış bir çatal üstüne oturtularak makinanın sarma teli tamamen açılmalı, veya baitrunner makina ve vuruş ikaz cihazı kullanılmalıdır. Bu yöntem Sazan kısmında açıklanmaktadır, daha ucuz ve basit bir yöntemde tatlı su levreği olarak bilinen Sudak sayfasında gösterilmektedir. baitrunner makinalar da Oltayı Tanıyalım sayfalarında tanıtılmıştır. Balığın yemi aldığı işaretlenen olta yardımı ile fark edildiğinde tasmalamakta acele etmemek gerekir. Levrek bulduğu bu yemi alıp diğer balıklardan uzaklaşıp rahatça yemek için açığa doğru yüzmeye başlayacaktır bu arada bir yandan da yemi yutmaya başlar. Bir süre bekledikten sonra tasmalanan olta ile iğnenin oturması sağlanır ve mücadele başlar. Balık küçük ise mücadele fazla sürmez ama iri bir balık söz konusu ise balığı kullanarak yerinde kalome verip, yerinde çevirerek çekmek gerekir. Bu hem oltayı koparmadan balığın çekilmesini, hem de aşırı hareketlerle çevrede toplanmış diğer balıkların ürkütülmemesini sağlar. Olta da fazlaca boşluk bulan levreğin bedeni keskin solungaç kapakları arkasına atarak kestiği ve kaçtığı sık görülmektedir. Bu mücadele sırasında kıyıda da sessiz olmak gerekir. Kıyıya çekilen balık kıyı müsait ise doğrudan karaya çekerek alınabileceği gibi kepçe ile de alınabilir. Bu takım yukarıda görüldüğü şekilde el oltası olarak düzenleneceği gibi makinalı takım da yapılabilir. Hatta makinalı takım ile hem atışta hem balığı kullanarak çekmekte daha başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Bu durumda daha ince misina kullanılması da ayrıca şansı arttırır. Mesela olta 040 beden 035 olarak düzenlenebilir. Kamış olarak 3,30 - 4 metre arası 40 - 80 gr.,atma kapasiteli, makina da 040 misinadan 100 metre sarabilecek boyda olmalıdır. Her iki durumda da bir amatör maksimum iki olta atabilir, bunda bile yemlenen bölgeye fazlaca balık toplanması halinde zaman zaman problemler yaşanabilir. İki takım kullanılması halinde aralarında yeterli mesafe bırakmakta yarar vardır, bu mesafe iri balık çıktığında oltaları karıştırmayacak ama balığın vurması durumunda amatörün kolaylıkla müdahale edebileceği kadar olmalıdır. b. Dip Sürütmesi Taşlık kırmalık veya sazlık kıyılarda levrek avında kullanılan bu takımın başlıca yemi karidestir. Güney Ege'de mamun da karides kadar yaygın kullanılmaktadır. Bunlar dışında yukarıda tanımlanan levreğe yem olacak balıkların canlı veya bütün ölü olarak kullanılması mümkündür. Av zamanı sabahın erken saatleri veya akşam gün batımından sonradır. Sessiz ve sakin koylarda gün boyu avlanmaya devam edilebilir, çok verimli olmasa da levrek yakalamak mümkündür. Levrek sürütme takımı yukarıdaki şekilde düzenlenir. Dikkat edilirse bu takımın yukarıda anlatılan dip takımından daha ince olduğu görülür. Bunun nedeni sürütme takımlarına genelde çok iri balık çıkmamasıdır. Bu takımla yem olarak karides kullanarak yakalanacak balıklar en fazla 2 kilo civarında olacaktır; mamun kullanılırsa biraz daha iri balık çıkabilir o zaman da yukarıda belirtilen ölçülerden daha kalını seçilse yeterli olacaktır. Av sığlıklarda yapılacağından eğer dibe yakın sürütülebilecekse takıma kıstırma takılmayabilir. Levrek sürütmesinin baş yemi olan karidesin iğneye canlı takılması kendine göre bir incelik taşır. Karides yapı tür olarak kabuklular sınıfındandır, teleklerden oluşan yelpaze şeklinde bir kuyruğu vardır, kuyruğunun çırpması ile bir anda gözden kaybolur. Bu kuyruk iğnedeki yemin fırıl fırıl dönmesine, iğnede düzgün durmamasına neden olur ki böyle yeme levrek vurmaz. Bunun için ilk olarak karidesin kuyruğu, kuyruğun vücuduna bağlandığı boğum kısmından kesilir. İğne burada ortaya çıkan etli kısıma saplanarak karidesin başından kadar sürülerek ucu buradan dışarı çıkartılır. Bu işlem sırasınsa karidesin sırtı iğnenin sapına doğru dönüktür ve son halde iğnenin dışarı çıkan ucu sırtından kuyruğa doğru dönüktür. İğneye ilk takılan karides böylece ölür. İkinci karidesin de kuyruğu aynı şekilde kesildikten sonra iğne karın kısmının ikinci boğumundan takılarak ucu kuyruğun kesildiği kısmın tam ortasından çıkartılır ki düzgün dursun. İkinci karides uzun süre canlı kalacaktır. Yem olarak iri çalı karidesleri temin edilebilirse bu durumda iki karidese gerek yoktur tek bir karides ikinci karidesin takıldığı şekilde iğneye takılır. Bazı amatörler karidesin burnundaki testere şeklindeki keskin dikensi çoıkıntıyı da kırarlar ki, levrek yemi daha çabuk yutsun. Levrek normal yaşamında karidesi bu organı varken yediğine göre ve hatta o keskin iğneye rağmen yemeye niyetlenmişse o çıkıntıyı kırmasanız da yiyecektir, bence kırmaya uğraşıp canlı yemi daha fazla zedelemeye gerek yoktur. Karides hangi balık için kullanılırsa kullanılsın eğer iğneye bütün takılacaksa bu yöntem uygulanmalıdır. Eğer yem olarak mamun kullanılacak ise daha iri ve dayanıklı olan bu yemin takılması daha kolay olacaktır. Karides gibi bir kuyruğu olan mamunun da kuyruğu kesildikten sonra karın kısmından ilk boğumun olduğu yerden saplanan iğne kesilen kısmın orta yerinden çıkartılır. Mamun iğneye tek olarak takılır. Bu şekilde hazırlanıp yemlenen takım avlanılacak bölgede sandalın peşinden 35 - 40 kulaç kadar yavaş yavaş salınır. Tercihen sandalın kürekle hareket ettirilmesi gerekir ancak sessiz çalışan dıştan takma motorlar da rölanti devrinde olmak kaydı ile kullanılabilir. Av sırasında ani hareketler yapmak, motorla hız yapmak, gürültü çıkarmak demek avı unutmak anlamına gelir. Bundan sonra av sahasında gezilerek balık aranır, gezinti sırasında takımın zaman zaman yarım kulaç kadar çekilerek tekrar salınması çevredeki levreklerin kıskandırılmasını sağlar. Canlı iri karides veya mamun kullanılıyorsa levreğin yaklaştığını hisseden yemin sıçramalarla kaçmaya çalışması elde hissedilir, bunu genelde vuruş takip eder. Beklendiği gibi balık çok iri değilse sandalda ayağa kalmadan, bağırıp çağırmadan ve oltaya boşluk vermeden çekip sandala almak gerekir. Bu iş içinde ya kepçe kullanılmalı ya da sallasırt usulü içeri alınmalıdır. Sürpriz!! Balık iriyse? O zaman bütün ustalığınızı ortaya koyup balığı kullanarak, yerinde kaloma verip, yerinde balığı çevirerek sandala kadar getirdikten sonra kepçe veya kakıçla içeri almak balıkta ince takımla sallasırt usulu içeri almaya çaılşmak bedenin kopması ve balığın son anda kaybedilmesi anlamına gelebilir. Unutmamak gerekir ki iri balık yorulup teslim olana kadar bu mücadele yarım saat hatta daha fazla sürebilir. Önemli olan zaferi kazanmaktır. Darısı tüm amatörlerin başına. Bu takım için el oltası kullanmak daha uygun olacaktır. Bu şekilde avlanılırken bazen levrek ile aynı sularda bulunan çipura, nadiren de olsa sinarit, trança gibi balıklar da çıkabilir. Bazen yem yerine kaşık veya yapay balık da kullanılabilir. Kaşık olarak 1 veya 2 numara söğüt yaprağı tipindedir. Yapay balık olarak da 5 - 7 cm., boyunda dengelenmiş veya yüzen batmayan yapay balıklar tercih edilmelidir. Rapalanın Shad Rap veya magnum tipleri ile diğer firmaların aynı özelliklerdeki üretimleri uygun olabilir. Renk olarak kırmızı kafalı, portakal renkli, sarı, beyaz veya uskumru desenli olanları tercih edilmelidir. Silikon yapay balıklarda aynı şekilde etkili olur. Şekil olarak ince uzun 12-13 santimi geçmeyen boyda, renk olarak da beyaz, simli beyaz, simli şeffaf, simli kırmızı turuncu renkler genelde iyi çalışmaktadır. c. Uzun OltaBazı yerlerde uzun olta, bazı yerlerde uzun köstekli takım veya yeldirme olarak bilinen bu takım levrek avında da yaygın olarak kullanılır. Bu takımın kullanımında sandal demirli duruyor ve yem akıntı ile balığa ulaştırılıyor ise yeldirme; takım motor yardımı ile gezdirilen sandalın peşinden çekiliyor ise o zaman uzun olta olarak anılmalıdır. Bu takımın kullanılması genel olarak akıntı gerektirir. Akıntılı yerlerde dibe indirilen takımın uzun olan kösteği beden diye de anılmaktadır akıntı ile açılarak, akıntı altında yem bekleyen balıklara ulaşır. Karagöz gibi taş balıklarının avında demirli sandaldan indirilen takımda kösteğin bu şekilde balıklara ulaşması sağlanırken; levrek, lüfer gibi balıkların avında ise takım motorla gezdirilir. Eskiden İstanbul boğazında yaygın olarak kullanılan bu takım şimdilerde o bölgede artık levrek çıkmaması nedeni ile, daha çok Kuzey Ege ve Ege ve Çanakkale Boğazında kullanım alanı bulmaktadır. Bu takım sürütme ve dip takımlarına göre daha derin sularda kullanılacağından biraz daha kalın seçmek gerekebilir. Buradan anlaşılan gerçek levreğin en sevdiği yemlerden birinin karides olmasına rağmen karides ile daha ufak balıkları avlamak mümkündür ama; daha yapı olarak büyük olan mamun veya yavru balık kullanıldığında büyük balık yakalanmaktadır. Bu, sürütmelerde genel olarak "büyük balık büyük yem ile yakalanır" kuralının de onayıdır ve bu kural tatlı sularda da geçerlidir. Yem olarak karides kullanılırsa takım yandaki gibi seçilebilir, ama canlı yem olarak ilarya, gelincik, kaya balığı gibi balıklar kullanılıyorsa çıkabilecek balık çok daha büyük olabilir bu durumda burada gösterilenden bir veya iki numara kalın misinalar kullanmakta yarar vardır. Hatta bu şekilde hazırlanmış takıma iri sinarit ve yaz aylarında orfoz, lahoz bile çıkabilir. Takımın bu şekilde kalın seçilmesi sonucu üçlü fırdöndü yerine yaylı, çelik bir ek halkasına takılmış ikişer santimlik üç adet fırdöndünün kullanılması doğrudur. Aslında büyük balıklar için düzenlenen sürütme takımlarında üçlü tek bir fırdöndü yerine bu düzeni kullanmak en doğrusudur. Dikkat edilirse iskandil bedenini 040 gösteriyorum; bunun amacı takım dibe takıldığında, ki bu genellikle iskandilden olur, geri kalan kısmın kaybedilmeden kurtarılmasını sağlamak içindir. Beden tüm levrek takımlarında olduğu gibi parlak sarı veya yeşil renkli seçilirse daha iyi olur. Av saatleri dip sürütmesinde olduğu gibidir. Avlanılacak bölgede önce yemli köstek suya indirilir; bu arada sandalda motorun çalışması ile akıntıya karşı 3 - 5 km./saat kadar hız vardır. Köstek akıntı ile tam olarak açıldıktan sonra iskandil de indirilir. Dip bulunduktan sonra sandal üzerinde akıntıya karşı yol almak kaydı ile çok fazla salmadan, mesela 15 - 20 kulaç kadar, av yerinde gezilir. Gerekirse kaloma arttırılabilir ama bu defa balığın çekilmesinin zor olacağı göz önüne alınmalıdır. Bu yola balığın motordan korktuğu için yeme atlamadığı düşünülürse baş vurulmalıdır. Balığı ararken arada takım 2 - 3 kulaç kadar toplanarak tekrar indirilir; bundan balığın kıskandırılması amaçlanır. Aslında bu, deniz levreğinin de davranış ve yemlenme açısından ne kadar tatlı sulardaki akrabası sudağa benzediğini göstermektedir. Oltaya başka balık çıkmaz ise bu hareketler sırasında iri bir levrek vurur ve yakalanır. Bundan sonrası her zamanki gibidir, dikkat, mücadele ve balığın sandala alınması. Balığın iri olması nedeni ile kepçe kullanılması ve bu amaçla ava başlamadan kepçenin hazırlanarak el altında tutulmasında yarar vardır. Bu arada takımın kullanılmasında dikkat edilecek önemli bir nokta vardır. Olta toplanırken iskandil ele geldiğinde genel alışkanlık iskandilin sandalın içine atılıvermesi ve tüm dikkatin balığa verilerek kösteğin toplanmaya devam edilmesidir. Tabii uzun bir mücadeleden sonra amatör balığı bir an önce görmek isteyecektir ama bu hatadır. Sandala alamadığın balık yakalanmamıştır, takım hala sudadır ve mücadele sürmektedir. Eğer iri bir balık geliyorsa sandalı ilk gördüğünde büyük bir ihtimal son kuvveti ile fişekleyip derinlere dalmaya çalışacaktır. Kösteği sıkıca tutmak misinanın kopmasına, balığın da kaybedilmesine neden olabilir; o halde kaloma vermek gerekir. Tamam verelim de 1 kiloluk ağır iskandil nerede? Sandalın içinde bir yerlerde. İşte bu büyük bir ihtimalle oltanın karışmasına, hatta balık iskandili de suya alıabilirse sandalın tabanından fırlayan iskandilin amatöre çarpması ile canının çok yanmasına dahi neden olacaktır; balık da kaybedilebilir. Ben uzun oltayı toplarken daha ilk tasmadan sonra ele gelecek iskandili düşünürüm, onun yüzünden çok balık kaybettim. İskandil, takım toplanırken sandalda küpeşte yanında, balığın fişeklemesi durumunda hiç bir yere zarar vermeden kolayca tekrar suya dönebilecek şekilde bir yere bırakmak gerekir bi bu gerçekten önemlidir. Bu takımda yem yerine dip sürütmesinde bahsedilen yapay yemler de kullanılabilir. Bu şekilde yapay yemle yapılan sürütmelere özellikle Ege bölgesinde sırtı veya sırtı çekmek de denir. Kuzey Ege'de sürütme esnasında sinarit çıkması çok sık görülmektedir. Eskiden İstanbul boğazında uç uca iki adet iki numara kaşık ekleyerek iğne sondaki kaşıkta, ilk kaşıktaki üçlü iğne sökülür gündüz yapılan sürütmede çok iri levrek, mevsiminde ise bolca kofana çıkarmış. Bu takım el oltası olarak kullanılabileceği gibi makinalı takımla da kullanılabilir. Yalnız kullanım yeldirme prensibini taşıyor ise yani sandal demirli yem akıntı ile balığa ulaştırılıyor ise o takdirde kullanım kolaylığı açısından el oltası şeklinde düzenlenmelidir. Makinalı takım kullanımı, alışık olan için daha da kolay olur; hiç değilse iskandilin nereye konacağı derdi olmayacaktır. Makinalı takım kullanırken kamış tercihen 100-200 gr., testli, 2,4-3 metre boyda; makina da 045 misinadan 100 metre sarabilmelidir. Orfoz gibi iri balıkların da çıkabileceği gözönüne alınırsa makinanın 060 misinadan 200 metre sarabilen çıkrık tipi olması daha iyi olabilir. Kamışın 200 gr., testli iskandilin 1 kilo olması aklınızı karıştırmasın, takımın sandaldan kullanımı söz konusudur atış yapılmayacak küpeşteden sarkıtılarak suya indirilecektir. Oysa ki test değerleri atış yapılabilecek ağırlığı göstermektedir. d. Zokalı TakımGenellikle geceleri levreğin yuvalandığı kayalık alanlarda veya batıklar civarında yaz, kış çalışan bir av yöntemidir. İstanbul'da Sarayburnun'da boğazın Marmaraya açıldığı yerlerdeki batıklar ve kayalıklarda halen bu yöntem ile levrek yakalanabilmektedir. Av saatleri gecedir. Av yerinde demirlenen sandaldan yemlenen zokalı takım dibe indirilir, dip bulunduktan sonra yarım metre kadar kaldırılarak beklenir zaman zaman zokanın kol sallanması balığın kıskandırılmasında yararlı olabilir. Av gece yapıldığından çalışabilmek için sandalda ışık olması gereklidir. Ancak levrek 5 - 7 metre derinliklerde bulunabileceğinden sandaldan suya vuran ışık balığı ürkütebilir. Bu nedenle sandalın içinde yakılacak ışığın suya vurmaması ve su üzerine gölge düşürmemesine dikkat etmek gerekir. Levrek avında her zaman olduğu gibi çok sessiz olmak şarttır. Takımın yapılışı çok basitir 050 - 060 oltanın ucuna 2 cm fırdöndü bağlanır, fırdöndünün diğer ucuna da tercihen parlak sarı, yeşil 050 -045 misinadan 1 veya 1,5 kulaç beden bağlanır. Akıntı fazla ise takımın apiko durması için fırdöndünün yarım kulaç kadar istüne bir fırdöndü de ilave edilebilir. Bundan sonra sıra zokaya gelir. Zoka olarak üzerine 2/0 - 3/0 iğne olan fındık, sülük veya sarmısak zoka kullanılabilir. Zoka seçimi kullanılan yeme de bağlıdır bu konu Oltacılıkta Kullanılan Malzemeler kısmında açıklanmıştır. Yanda üstte sülük zoka, canlı karides yemle görülmektedir. Burada ben kişisel olarak tatlı sularda yumuşak plastik yemlerle atıp çekmede kullanılan küresel kafalı zokaları jig head tavsiye ediyorum. Nedenine gelince. Bu takımın başlıca yemi canlı karidestir. Karidesler ufaksa çift, iri çalı karidesi ise tek olarak yukarıda anlatılan şekilde takılır. Zokaların duruşuna bakıldığında sülük zoka ile iğnedeki karidesin aşağı sarkık durumda durduğu, diğer zoka üzerinde ise yatay vaziyette gerçeğe daha yakın şekilde durduğu görülmektedir. Uygulamada da bu aynen böyledir. Bu nedenle ben bu zokaların kullanımını tavsiye ediyorum; ama elinizde yoksa bildiğimiz zokalarla da avcılık rahatlıkla yapılabilmektedir. Zokanın civalanıp parlatılması lüfer avında olduğu kadar önemli olmamakla beraber parlatılsa iyi olur. Yem olarak karides kullanıldığında, bu takıma sık sık orta boy karagöz, bazen iri karagöz ve eşkina çıkmaktadır. Ege ve Akdeniz'de yaz aylarında karidese bazen orfoz da çıkabilir, bütün ölü yem sarmısak zoka ile kullanıldığında veya levreğin sevdiği canlı yem balıklar fındık zoka ile kullanıldığında da yazın Ege ve Akdeniz'de orfoz yakalama şansı vardır. Yakalanan levreğin çok iri olduğu durumlar, az değildir bu amaçla özellikle bilinmeyen meralarda ilk defa el oltası ile avlanırken bu ihtimalde gözönüne alınmalı takım biraz kalın tutulmalıdır; vuruş nazlı ise veya ufak balık geliyorsa daha ince takıma geçilir. Bu takım istenirse makinalı olarak da düzenlenebilir. Sandaldan kullanımın kolay olması için kamış 2,1 - 2,4 metre boyunda 100 - 200 gr. testli, makina 050 misinadan 100 metre saracak kapasitede olmalıdır. e. Levrek Çaparisi Günümüzde levrek balığının azalması nedeni ile kullanım alanı daralmış olan bu takımı literatüre geçtiği için açıklamakta yarar görüyorum. Dip sürütmesi ve uzun olta ile bolca levrek yakalanılabilen yerlerde çapari de kullanılabilir. Çaparinin bedeni genelde 060 - 070 numaradır, kösteklerin 040 seçilmesi yeterli olacaktır. Olta kısmı ise 080 veya 100 numara misinadan olabilir. İğneler 2/0 - 3/0 boyundadır, toplam adedi en fazla 12 dir. daha fazlasını kullanmak zor olacaktır. İğnelere kırmızı beyaz horozun boyun tüylerinden 4 - 5 adet bağlanır, veya kaz veya martının kına ile sarartılmış boyun tüyleri de kullanılabilir. Son yıllarda silikon sahte yem teknelojisi ilerledikçe bu yemlerin kullanımı da artmıştır. Çaparide tüy yerine tvister sasi denen sahte yemler de rahatlıkla kullanılabilir. Bu durumda sarı, kırmızı, sarı-yeşil, beyaz saydam gibi renkler kullanılırken, özellikle simli parlak parçacıklar içeren silikon yemler tercih edilmelidir. sasi yoksa aynı renk özelliklerine sahip plastik balıklar da kullanılabilir. Bu durumda iğne yemin iğne sapında kaymamasını sağlayacak şekilde olmalıdır bu da iğne sapı kertikli iğneler kullanmakla sağlanır. Silikon yemlerin iğneye takılışında dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da düzgün durmasıdır. Bunun için öncelikle iğne yemin üstüne yatırılarak iğne ve yem boyuna göre iğnenin çıkması gereken yer tespit edilir. Sonra, iğne sasinin veya yapay balığın tam tepesinden balıklarda ağzından batırılarak dikkatlice ilerlenir, iğnenin çıkacağı tespit edilen yerden ucu çıkartılır, balık kullanılıyorsa iğne sırttan çıkar ucu başa dönüktür. Bir kaç kullanımdan sonra silikon yem iğne sapında hareket edip dirseğe doğru kayma eğilimi gösterebilir. Bu durumda yemin palaya yakın baş tarafından kırmızı veya yemin rengine uygun ibrişimle tüy bağlar gibi bağlanabilir de. Köstek araları 10 santim, köstek boyları 35 santim olarak hesaplanan takıma, suların durumuna göre 100 - 150 gr. iskandil ilave edilerek takım tamamlanır. Avlanılacak bölgeye gelindiğinde sessiz bir motor yardımı ile 2 - 3 km./saat hızla hareket eden teknenin arkasından 35 - 40 kulaç kadar salınarak gezdirilir. zaman zaman uzun oltada olduğu gibi takımı iki üç kulaç çekip tekrar salmak balığı kıskandırır. Takımı hazırlarken misina kalınlıklarında ve kullanım sırasında dikkat etmemiz gereken bir konu şudur. Yukarıda levreğin hayat hikayesini okurken göreceksiniz ki levrek küçükken ispendek diye anılır ve sürüler halinde gezer. Büyüdükçe tek gezip yemlenmeye başlar. Bu takımın kullanımılması ile tüm sürütme takımlarında olduğu gibi çok iri balık çıkmayacaktır; en fazla 2 kiloluk balıklar almak yakalanacaktır. Bu demek ki bir ispendek sürüsüne denk gelinirse birden fazla balığı aynı anda yakalamak mümkündür. Bu gözönüne alınarak takım biraz kalınca tutulmuştur. Birden fazla balık gelirse amatörün ustalığı önemli rol oynar. Bir balığı içeri alırken diğeri kaçabilir. Bunun için sandalın içi her zaman düzenli olmalı, takımı toplarken oltanın belli bir yere, bedenin de oltayı karıştırmayacak bir yere alınabilmesi sağlanmalıdır. Balıklar tercihan kösteğe yakın tutularak sallasırt içeri alınmalıdır. Bu takım için el oltası kullanılması daha uygun olacaktır. f. Bırakma Takımı Gece, gündüz; yaz kış kullanılabilen bir takım da bırakma takımıdır. Çok iri balık yakalamak mümkündür. Özellikle gece bırakılan takımlardan iri balıklar çıkmaktadır. Bırakma takımı yukarıdaki gibi hazırlanır. Resimde dikkat çeksin diye irice çizilen şamandıra uygulamada daha küçük olarak kullanılmalıdır, büyük şamandıra levreği ses ve görüntü vererek korkutabilir. Çoğu zaman şişe mantarı boyunda bir mantar parçası şamandıra olarak kullanılabilir, daha iyisi bildiğimiz normal av şamandırası kullanmaktır; tabii bırakılan yerin kerterizini unutmamak kaydı ile. Buradan da ne kadar ürkek ve kurnaz bir balıkla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha anlıyoruz. Bırakma takımının yemi mutlaka ve mutlaka canlı yemdir. Kaya balıkları,ilarya, gelincik, yavru yılanbalıkları en başta gelen yemlerdir. Bedeni 040 - 050 seçilen takımın iğnesi 3/0 boyunda ince telli, düz çelik iğnedir. Kalın telli ağır iğneler yem balığın çabuk yorulup ölmesine neden olurken, çapraz iğneler de takılması sırasında canlı yemi fazla hırpalayarak kısa sürede ölmesine neden olur. Oysa ki yemin canlı olması çok önemlidir. İğnenin bağlandığı köstek levrek avında gelenekselleşen parlak sarı veya yeşil renklerde olursa daha iyi olur. Ayak taşına bağlanacak bedenin ucuna fırdöndüden önce 100 - 150 gr ağırlığında bir iskandil bağlanır; bu çiftgöz iskandil olabileceği gibi normal bir iskandil de kullanılabilir. Bir kiloluk bir ayak taşına bağlanan takım hazırlanmış olur. Ayak taşı da ortamın doğallığını bozmayacak şekil, renk ve boyda olmalıdır. Ağırlığı da önemlidir. Takıma iri bir balık yakalanması durumunda 1 kiloluk ağırlık taşını bile sürüklemesi mümkündür ama tabii çok çabuk yorulacaktır. Buraya kadar oldukça basit görünen takımın kullanılışı ve tabii hazırlanışında bazı inceliklere dikkat etmek gerekir. Takımda canlı yem kullanıldığından taşlık kayalıkların yakınına bırakılan takımdaki canlı yem bir taşın veya otlukların arasına saklanarak korunacak avı bozacaktır. Bu nedenle karideslerin bolca bulunduğu kıyılarda kumluk kırmalık açıklıklara bırakılmalıdır. Ayak taşı büyük olursa, ortada saklanacak yer bulamayan canlı yem bu defa da ayak taşının dibine sinerek saklanır ve gene avı bozar. Bunun önüne geçmek içinde iğnenin bulunduğu köstek, ayak taşına bağlı olan bedenden yarım kulaç kadar kısa yapılır ki canlı yem ayak taşına ulaşamasın. Kösteklerin uzunlukları kesin olmayıp takımın bırakılacağı yerin durumuna göre bazen beden uzunluğu ilk kısım 1 metre, köstek 50 cm. olmak üzere toplam 1,5 metreya kadar inebilir. Bırakma takımına seçilecek yem 8 - 10 santim boyunda olmalıdır. Daha irilerine vuruş az olurken daha küçükleri ya çabuk ölür, ya iğneden düşer ya da takıma daha küçük balık vurur. Yem balık iğneye iğne alt üst çenelerine saplanarak takılır. Bırakma takımında fırdöndüden önce kullanılan iskandil takımı dibe yatırmak kadar canlı yemin gezintisini sınırlamak takımı karıştırmasına engel olmak amacı taşır. Bu kadar dikkatle hazırlanan takım bırakılırken sandalda iki kişi olmasında yarar vardır. Biri takımı bırakırken diğeri kürek çekerek yardımcı olur. İlk olarak canlı yemli köstek suya bırakılır, kürekle hafifçe ilerlenirken köstek açılıp iskandil ele gelince o da suya bırakılır ve aynı şekilde devam edilerek ayak taşı da suya bırakılır. Ayak taşı dibi bulduktan sonra şamandıra ipi ile hafifçe sürüklenerek bırakılan takımın gergince serilmesi sağlanırsa daha da iyi olur. Levrek yaz geceleri bolca yem bulabileceği sığlıklarda gezindiğinden sıcak yaz günlerinde kıyılarda diz boyu sığlıklara bile takım bırakmak mümkündür. Bazen bırakma takımlarına yakalanan levrek kösteği solungaç kapağı arkasına alarak kesebilir bu durumda balık kaybedilmiş olacaktır. Uygun bir bölgede 10 - 12 takım kullanmak mümkündür. Bırakmalar geceleri daha iyi çalışmaktadır, bununla beraber gündüzde kullanılır bu arada amatör başka bölgede başka balık avını da yapabilir. Zamanı dar olan amatörler için uygun bir av aracıdır. Sitemizin okurlarından amatör balıkçı İlhan PAYLAN, levrek bırakma oltasına bir yorum yapmış. Bu tür takımı devamlı olarak yapıp kullanan İlhan Paylan'ın bu değerli görüşleri için teşekkür ediyoruz. Bu tecrübeleri okumak için linki tıklayın. Levrek balığına bırakma takım. g. Parakete Yukardaki yemli bırakma takımın çok iğneli halidir. İğne sayısı 25 - 50 civarında olabileceği gibi, bırakılacağı yerin durumuna göre 10 iğneye kadar inebilir. Parakete bedeni sicimden veya kendi kendine batan naylon-terilen ip olabilir. Bu bulunamaz ise 2 mm misinadan beden yapılır. Köstekler 040 - 050 kalınlığında olup, bedene kazık bağı ve bağın iki yanına punta düğüm vurmak yolu ile bedene bağlanır. Beden uzunlukları 40 - 60 santimi geçmez. Köstekler arası mesafe 1 - 1,5 metreyi bulur. Canlı yemlerin takımı sürüklememeleri için ağların kurşun yakalarında olduğu gibi 2 - 3 köstek ara ile 100 - 150 gıramlık bir kurşun bedene bağlanır. Her iki başa 1 veya 1,5 kiloluk birek ayak taşı bağlanarak takım tamalanır. Derinlere doğru serilecekse iki başa da şamandıra konur. Yemlenmesi ve geri kalan özellikleri aynen bırakma takımdaki gibidir. Bırakılacak yer bulmaktaki zorluk, iri balıkların paraketeyi karıştırmaları ve oltaya yakalanan bir levreğin diğerlerini ürküterek oltaya vurmalarına engel olması gibi nedenlerden dolayı bırakma kadar geniş kullanım alanı bulmayan bir takımdır. h. Atıp Çekme Ülkemizde pek uygulanmayan ancak Avrupalı amatörler arasında yaygın kullanım alanı bulan bir yöntemdir. Levreğin tatlı su levreği olarak bilinen akrabası sudak ile olan son derece benzer davranışları vardır Sudak atıp çekme ile yakalanıyorsa levrek neden yakalanmasın? Levreğin bol bulunduğu sığlıklarda, dere ağızlarında özellikle havaların ısınmasın takip eden dönemde ve yaz boyunca baş vurulabilecek bir av yöntemidir. Av sırasında sessiz olmaya çalışmalı mümkün ise suya görüntü düşürmeyecek bir siper bulmalı ve çevreye uygun giyinilmelidir Levreğin atıp çekme ile yakalanmasında kullanılan sahte yemler genelde yukarıdaki gibidir. Aslında bu yemler popper hariç sudak içinde kullanılmaktadır ve sudak bahsinde de değinilmiştir. Popper ise su yüzünde kalan batmayan yavru balık taklidi bir yemdir tatlı sularda da aynen kullanılmaktadır. Sudak daha derin suları sevdiğinden popper ile pek yakalanmaz. Kısaca anlatırsak popper su yüzünde kalır ve çekilirken kamışın ucunun sertçe kaldırılması ile su yüzeyinde ufak sıçramalar yapar ve ağzının yapısı nedeni ile de suları şapırdatarak sıçratır. Bu hareket biçiminden dolayı popper adı verilmiştir. Çıkardığı sesler ve su şapırdatması yavru balıkların sıçramalarını çağrıştırdığından etraftaki yem arayan büyük balıkların dikkatini çeker, Popper geri çekilirken düzenli olarak kamış ile sıçratılır ve suyu şıpırdatması sağlanır. Bunlardan başka 6 - 8 santimlik silikon yemlerde 10 gıramlık zokalarla levrek avında kullanılmaktadır. Yüzer ağırlık olarak tanımlanabilecek bir takım ile kıyıdan atıp çekme yaparak çok başarılı avlar yapıldığı anlatılmaktadır. Takımı oltacılıkta kullanılan malzemeler sayfasında tanıttık. Bu takıma yem olarak yukarıda sürütme bahsinde tarif edilen ince uzun silikon balıklar takılmaktadır. Atıp çekmede kullanılacak takımın kamışı 2,4 - 3 metre boyunda, 10 - 40 gıram testli; makinada 030 misinadan 100 metre saracak kapasitede olmalıdır. Bu takımla en fazla iki kiloluk levrekler yakalanabileceğinden 030 veya 027 misina rahatlıkla yetecektir. Levreğin sudak ve turna bahsinde anlatılan "serbest bırakma şamandıralı takımla" da yakalanabileceğini sanıyorum. Bu konuda bir uygulama görmedim ve kendimde deneme fırsatı bulamadım. Deneme yapabilirsem ayrıntılarını anlatırım. Sizlerden deneyip başarı elde eden olursa bize yazssın bilgiyi paylaşalım. Levrek beyaz etli ve lezzetli bir balıktır bol malzemeli buğulaması, haşlaması, ızgarası, kağıt kebabı ve tavası nefis olur. Bütün sene boyunca lezzetini muhafaza eder; kış ayları ve ilkbaharda daha da lezzetlidir. Balık çiftliklerinde yapay olarak da üretilip pazarlanan levreğin ekonomik değeri çok yüksektir.

sıyırtma kurşun ile hangi balıklar avlanır